|
 Yeni bir sobelemece başlayalı ve benim de sobelenmemin üstünden biraz vakit geçti. Önce sevgili Leyyaablam ,sonra sevgili arkadaşım EBRU sobeleyince geç de olsa cevap yazmak farz oldu Aslında bu oyuna geç cevap verme sebebim bu yazıya eklemem gereken bir resmi bulamamdan kaynaklandı, baktım resmi bulamıyorum,sağlık olsun deyip yazmaya başladım.. LULU.. Bilmem hatırlarmısınız ama TRT'de bir çizgi film vardı ama çiçek kız Lulu değil,küçük kız LULU İşte efendim yukarıda resmini gördügünüz bukle bukle saçlı,muzırmı muzır,huysuz,inatçı kızın ta kendisi LULU.. Ben de kendimi ona benzettiğimden dolayı ismiyle müsemma bir blog açayım dedim. Lakin benim hayatım da bir LULU daha var,bir gün msnye eklenen ifadelerden bir tanesini eklemiştim,Öyle sevimliydi ki,baygın baygın bakıyordu,kucağında bir kalp vardı ve onu sıktıkca küçük küçük kalpler çıkıyordu. Beni tanıyan arkadaşlarım bu ifadenin ne oyduğunu gayet iyi bilirler İşte ben bu sevimli ifadeyi kaydederken lulu diye kaydettim ve o günden sonra samimi arkadaşlarımla selamlaşma şeklim bu oldu. Lulu lulu lulu… Sonra onlar bana lulu demeye başladılar.. Peki luluyu anladık da Bayan Lulu ne olaki derseniz, o da sevgili ağabeyimin bana o günlerde Bayan Lulu diye hitap etmesiyle vüku buldu. Aslında ben blog ismimi PAPATYA PRENSES diye düşünüyordum,ama o isimle başkası bir blog açmıştı Bende hazır yeni bir lakabım olmuşken bu isimle açayım dedim… Gelelim sobeleme sırasına… Benim sobeleyecek arkadaşım kalmadı,merak ettiklerim zaten sobelendi,diğerleri de kendi isimleriyle blog açmış zaten,neden merak edeyim Bu oyunun sonunu size dün başıma ilk defa gelen bir mutfak kazasıyla bitirmek istiyorum. Aşağı da resmini gördüğünüz canavara benzeyen şeyler benim gelinimizin doğum günü için yaptığım pandispanya.İlk defa bir pandispanyayı değerlendiremeden çöpe attım ve çok üzüldüm  Pandispanyayı bir güzel çırptım ,kelepçe kalıbıma koydum,fırına yerleştirdim. Bir ara bakayım ne alemde diye,baktım ki çok güzel kabarmış. Ayy dedim maşallah,çok güzel olacak bu pastam.. 5 dakika sonra tekrar baktım,kabarmakla kalmamış kalıptan taşmışşş. Neyse dedim pişsinde nasıl olsa bi zararı yok,kenarlarını alırız. Pandispanya da bir bozulma yok çünkü.. Bir ara yine baktım ki üzeri iyice kızarmış,tuhafıma gitti,bu kadar kısa sürede pişmemeliydi. Fırını açıp kürdan batıracaktım pişmiş mi diye. Fırının kapağını açmamla pufff diye sönmesi bir oldu. Ben de bir hüsran ama hala yıkılmadım ayaktayım. Kürdanı batırdım ,ııhh baktım ki pişmemiş. Pişme süresi geçti üzerinden, fırından çıkardım,kenarlarını temizledim. Aklımda olan düşünce şuydu, -bunu alt zemin yaparım, üstü için ince bir kek daha yaparım.- Kalıptan bi çıkardım,parmağımla bir dokundum ki ,öğk o da neee,dışı mis,içi pis.. pişmemiş kii,doğru çöpe   Tabi ki tekrar bir pandispanya yaptım tarifi ve resimleri ilerleyen günlerde inşallah. Çok şükür bu güzel oldu
|