Ramazana dair kısa kısa...

RAMAZAN’IN HİKMETLERİNDEN HABERİMİZ VAR MI?

 

Oruç, nefsin ve dolayısıyla onun üzerinden bizimle uğraşmaya azmetmiş Şeytan’ın zincire vurulduğu bir aydır. Eğer oruç yanında affedici, fedakar, cömert, sakin olamıyorsak, kin ve düşmanlık gibi hastalıkları içimizden atamıyorsak Ramazan’ın hikmetlerinden habersiz kalmışız demektir.

Ramazan dünyevileşme ara verdiğimiz zaman dilimi

Sanki Allah, dünyevi tarafı ağır basan meşguliyetlerimizin senede bir ay beklemeye alınmasını murat etmektedir. Hele kapitalist üretim ve tüketim süreçlerinin hayatımızın her anını işgal etmeye çalıştığı böyle bir dünyada bu daha da önemli olmaktadır.

Kur’an’ın muhtevasını kimler anlayabilir?

Kurân’ın ledünnî muhtevasını ancak, onda bütün varlığın sesini duyabilenler ve onun derinliklerinde insan ruhuna ait korku ve ümit, tasa ve sevinç, keder ve neş’e mûsikîsini birden dinleyebilenler anlar.

Orucu ve namazı gösteriş oluyor diye terketmek doğru mudur?

Zaman olur kişi namaz, oruç ve benzeri ibadetlerini riya ve yapmacıktan kurtulamıyor endişesiyle terk eder. Hâlbuki, Allahu Teâlâ bunların yapılmasını emretmektedir. Bu yanlıştır. Nefsiyle zor bile olsa mücadele etmelidir. Şayet bu endişesiyle hareket edip ibadetleri terk ederse riya korkusu girmediği hiç­bir ibadet kalmaz. Zaten insanlar bu noktadan sorumlu tutul­mamışlardır. Veya alenî yaptığı ibadeti gizli yapmak üzere terk eder. Hâlbuki, gizli yapılmak istenen birçok ibadetin nefsin aldatmasıyla yapılmadığı tecrübeyle sabittir. Ancak gerçekten söz konusu ibadeti gizli yapmaya Allah tarafından verilen üstün bir güce sahipse, o zaman gizli yapsın. Çünkü, gizlisi daha faziletli ve oturaklıdır.

Ramazan’a neden “Sultan” denilir?

İradi bir mahrumiyet ve meşakkat ayı olmasına rağmen Ramazan ayına “sultan” denmesinin sebebi, Müslümanların hayatında orucun taşıdığı büyük ehemmiyettir. Ramazan’ın bir başka özelliği “bin geceden hayırlı Kadir Gecesi”nin bu ayda olması ve Kur’an’ın yine bu ayda indirilmeye başlanmasıdır.

Sahuru ihmal etmeyin

Sahurda kalkıp yemek müstehaptır. Peygamberimiz: “Sahurda yemek yeyiniz, çünkü sahurda bereket vardır” (Buhârî, Savm, 20) buyurmuştur. Sahur yemeği, oruca dayanma gücü verir. Duaların kabul edildiği vakitlerden biri de sahurdur. Oruçlu sahura kalktığı zaman, dilekleri için dua etmeli ve Allah’tan günahlarının bağışlanmasını istemelidir. Hele tam da zamanı olan sahurda iki rekat teheccüd kılıversek, sahurumuz teheccüdle bereketlenmiş olur.

İftarı yalnız yapmayın

Oruçlulara iftar yemeği vermek hayırlı bir davranış olduğu gibi bu sofralarda misafir ağırlamak unutulmaması gereken geleneklerimizdendir. Herkes imkanları nisbetinde evinde ya da dışarıda iftar verebilir. Peygamberimiz buyuruyor ki: “Bir oruçluya iftar veren kimseye, o oruçlunun sevabı kadar sevap verilir. Ancak o oruçlunun sevabından da bir şey eksilmez.” (Et-Terğib ve’t-Terhib, c.2, s.144)

Oruçlunun sevinci

Oruç ibadetini tamamlayıp iftar vaktine yetişen kimse, bundan büyük bir mutluluk ve sevinç duyar. O, tuttuğu orucun mükâfatını almak üzere, kıyamet gününde Allah’ın huzuruna vardığı zaman en büyük sevinci tadacaktır. Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Oruçlunun iki sevinci vardır: Biri iftar ettiği vakit, diğeri de Allah’a kavuştuğu zamandır.” (Buhârî, Savm, 20; Müslim, Sıyam, 9)

Dualar kabul edilir

İftar vakti yapılan dualar kabul edilir. Peygamberimiz (sas) bu konuda şöyle buyurmuştur: “Üç kimsenin duası geri çevrilmez, kabul edilir: 1- Oruçlunun iftar vaktindeki duası, 2- Adaletli hükümdarın duası, 3- Mazlumun duası.” (Tirmizî, Deavât, 128

 

Ailem dergisi sayı 249/14 Eylül

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !